film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2013 Cumartesi

SİHİRBAZLAR ÇETESİ / Now You See Me



Son zamanlarda izlediğim en iyi aksiyon filmi.

 İlginç ve enteresan bir bir konusu var ; Birbirinden bağımsız dört sihirbaz gizemli  biri tarafından bir araya getirilir.Ortada devasa bir plan vardır. Her şey adım adım ilerler ve sizde oturduğunuz yerden bu puzzle çözmeye çalışırsınız. 

 İlk büyük gösterilerinde binlerce seyircinin gözü önünde bir bankayı soyarlar, FBI ve İNTERPOL peşlerine düşer ama onları tutuklamaları için ya sihire inanmaları lazımdır ya da bu işi nasıl yaptıklarını çözmeleri..

Bunun için sihirbazların numaralarını çözen ve bu işle para kazanan Thaddeus'a  başvururlar.


 Thaddeus pek çok sihirbazı ekmeğinden etmiş bir adamdır. Film boyunca egosunu  belli eder. Ajanlara aptal muamelesi yapıp çeteyi alt etmek için onlardan hep bir adım önde olmaları gerektiğini söyler..



Ama çete onlardan  5-10 adım öndedir.. 

Kısaca harika bir aksiyon,heyecan verici ve gizemli bir atmosfer ayrıca şahane bir kadroyla dört dörtlük bir film sizleri bekliyor.. 

Kaçırmayın derim..




26 Mart 2013 Salı

Muhteşem ve Kudretli Oz ve Kara mizah üzerine




Evet ben bu filme gittim

Çoçuk filmi denilebilecek kıvamda fantastik bir kurgu. İçimden "ah keşke Bursa'da olsaydımda 8 yaşındaki küçük kardeşimi götürme bahanesi ile izleyiverseydim" dedim durdum. Sonra bu arzumu nişanlıma anlattım, "sorun değil gideriz" deyince pek mutlu oldum :) Ama salonu görmelisiniz %70 çoçuk, geri kalanlar ebeveynler :D




İçimdeki fantastik film aşkı bir başkadır.. Hiç eksilmez, hayal ürünü olan olağanüstü şeylere bayılıyorum :) Mesela bu filmde olduğu gibi porselen oyuncak şehri,uçan maymun,su perileri,kocaman ve şarkı söyleyen çiçekler :)




Görsel olarak epey etkileyici, üç boyutlu olmasıda ayrıca keyifli..




Ben beğendim, tabi zevk meselesi.. Benim gibi özellikle Disnep'in bu tür yapımlarını kaçırmayanlar için keyifli bir film..



Ve diğer mevzu;

Cartoon network ün  pek çok çizgifilmini de kaçırmam misal ; Gumballl, adventure time,flapjack,regular show gibi..  İzlerken kopuyorum resmen :)

Komedi dizileri pek izlemem ama bu kara mizah işini seviyorum. Zaten bana göre çoçuk  çizgifilmi de değil bunlar, bildiğin yetikinler için yapılmış. Sizede çok eğlenceli gelmiyor mu günlük yaşamda ki bazı alışkanlıklar, bazı gerçekler ve insani zaaflar üzerine çaktirmadan yapılan ince espriler ve açıktan dalga geçmeler :)








Mesela Flapjack'ın bir bölümünde Flapjack Fransız bir ladynin eline düşer. Lady onu bir beyfendi yapmaya karalıdır.İşe önce temizlikten başlar. Flapjack banyo olmayacağım diye bağırır Lady nin cevabı ; "Biz Fransızlar yıkanmayız pudralanırız" ve Flapjack ın suratına bir kova pudrayı boca ederler, Flapjack parlar resmen :D Bunu izleyen bir Fransız ne düşünür acaba :) Dönemin Fransa'sını düşünürsek  haksızda değiller ama :)







Lütfen yalnız olmadığımı söyleyin :)

4 Şubat 2013 Pazartesi

Gerçek bir hikaye : ALİVE / Yaşamak İçin



Çok önceleri duymuştum bu olayı. Tüylerimi diken diken etmişti "nasıl olur, nasıl katlanılır" diye soruyor insan keni kendine.Hakkında kitaplar yazılmış belgeseller çekilmiş bir kaza.. Neyden mi bahsediyorum ? And dağlarındaki trajik kazadan.. Geçenlerde fırsat bulduğum bir boşluğumda izledim filmini.

13 Ekim 1972'de gerçekleşiyor kaza. “Old Christians” rugby takımı Uruguay Hava Kuvvetlerine ait uçakla Şili – Santiago’ya doğru yola çıkar. Oyuncular yakınlarıyla birlikte şen şakrak yola devam ederler.
Derken sarsıntıyla birlikte neye uğradıklarını şaşırırlar uçak alçaktan uçup sağ kanadını bir dağa çarpmıştır. Akabinde uçağın kuyruğu kopar.. Ve uçak yere çakılır metrelerce sürüklenir. Durduklarında 12 kişiyi kaybettiklerini görürler bu kayıpların devamıda gelecektir..




Kurtarılmayı beklerler ama nafile.. Zaten az olan yiyecek erzakları giderek azalmaya başlar. Eksi bilmem kaç derecelerde olan soğuk ve geceleri bastıran kar fırtınalarıda cabası.. Düşen uçağın gövdesini barınarak olarak kullanırlar. Geceleri hep beraber sokularak uyuyup ısılarını muhafaza etmeye çalışırlar. Giderek azalan umutları yıkıntılar arasından buldukları kırık bir radyodan aldıkları acı haberle yerlebir olur.Arama çalışmaları dururulmuştur..

Artık iş başa düşmüştür bir şeyler yapmalılardır ama herşeyden önce hayatta kalmaları lazım. En büyük sorun açlık !

Yiyecek stoğu biter ve ne yapabileceklerini düşünürler. Etrafta ne bir ot ne de hayvan vardır.Giderek büyüyen açlık onları bir düşünceye iter ; Ölen arkadaşlarının cesetleri..
Ya öleceklerdir ya da yiyeceklerdir.. Kimileri için bunu yapmak imkansız olup reddetselerde sonunda onlarında çaresi kalmaz ve cesetleri yemeye başlarlar..




Artık aranmıyorlardır her ne kadar yiyecek stokları olsada(!) bir süre sonra hepsi bu koşullara dayanamayıp ölecektir. Sonunda aralarında 3 kişi yardım bulmak için And Dağlarının eteklerinde güneye doğru yol alır. Kendilerine uçağın malzemelerinden uyku tulumu dikerler, yanlarınada et stoğu alıp 10 günlük bir yolculuğun ardından yardım isteyebilecekleri birini bulurlar..

İnanılmaz bir hayatta kalabilme öyküsü ve bu öykünün filme dökülmüş hali..
Ben çok etkilendim ve aslında sahip olduğumuz hiçbir şeyin farkında olmadığımızı farkettim. Sahip olduğumuz şeyler arttıkça onların değeri gözümüzde küçülüyor maalesef.. Kazadan hayatta kalan kişilerden bir tanesinin röportajını okumuştum cümlelerini tam hatırlayamasamda kısaca şöyle diyordu ; " yaşadıklarımdan sonra aslında ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu öğrendim... "

Dilimizden Hamd’ı eksik etmeyelim..
İyi Seyirler..

20 Ocak 2013 Pazar

Never Let Me Go / Beni Asla Bırakma


Sizlere geçenlerde izlediğim ve beni son derece etkileyen 2010 yapımı bir bilimkurgu filminden bahsetmek istiyorum.Aslında bilimkurgu demek doğru mu olur bilmiyorum.Çünkü daha çok romantizm ve drama içeren bu film sizi beyninizden vurulmuşa döndürüyor. Öyleki hayatla ilgili bir çok şeyi sorgular halde buluyorsunuz kendinizi. 
Kathy, Tommy ve Ruth yatılı bir okul olan Hailsham'da kalan üç arkadaştır.Ama sıradan bir yatılı okul değildir burası.Burada kalan çocuklar özel'dir.Kendilerine bilhassa bedenlerine çok iyi bakmaları gerekir.Çünkü bu çocuklar zamanı gelince ihtiyacı olan insanlara organlarını verecek olan klonlardır.





Bedenleri kendilerine ait değildir, dolayısıyla kendilerine ait bir hayatlarıda yoktur.Tek bir misyonları vardır; "başkalarının hayatlarını kurtarmak". Bu noktada insan düşünmeden edemiyor; Yaşamak için her yol mübah mıdır? Biraz ironik bir benzetme olacak ama kasap dükkanından sakatat alır gibi yaşamak için bu klonların organlarını alıyor geleceğin insanları. Tarlada domates, salatalık yetiştirir gibi klonlanmış insan yetiştiriliyor, binevi canlı organ deposu. Kullanılıp bir kenara atılan insan bedenleri..
Gelelim filmin romantizmli kısmına.Kathy çocukluğundan beri Tommy'e özel duygular beslemektedir.Ancak bunun farkında olan Ruth bile bile Tommy nin aklını çeler ve onu avucuna alır. Ancak yıllar geçtikten sonra bu yaptığından pişman olur ve telafi etmenin bir yolunu bulmaya çalışır. Umutsuz zayıf bir yol.. Zira artık yaş otuza dayanmıştır, bağış sırası gelmiştir ve ölüm enselerine yapışmıştır.Yaşamak için çok vakitleri yoktur.



Film boyunca izleyicinin içini içten içe bir isyan duygusu kaplıyor.Kaçıp gitmelerini kendi hayatlarının peşinden koşmalarını bekliyorsunuz. Ama onlar bunun yerine diğerlerinin onlar adına karar verdikleri kaderlerini yaşıyorlar. Nedense kaçıp gitmek akıllarının ucundan geçmiyor. "Neden" diye soruyorsunuz kendi kendinize fakat film bunun cevabını vermiyor.Cevabı bulmayı izleyiciye bırakıyor...
Bu konu beni epey düşündürdü. Ben olsam diye başlıyor cümleler, ben olsam kaçabilmek için ölümü göze alırım diyorum.Peki ya onlar ? Sonlarının zaten ölüm olduğunu bile bile neden kaçmıyorlar?






Durağanlığı izleyiciyi rahatsız etmeyen ve izledikçe içine çeken bu filmin izleyen herkesin üzerinde derin bir etki bırakacağı kesin.
Son olarak film japon asıllı yazar Kazuo Ishiguro'nun romanından uyarlama.Ben kitabı okumadım filmi izlemesem önce kitabı okumayı tercih ederdim. Çünkü yorumlara bakılırsa kitap filmden çok daha başarıymış.(Her zaman böyle olmaz mı :))
 Değişik bir film arayanlara izlemelerini tavsiye ederim

Sevgiler..



14 Ocak 2013 Pazartesi

HOBBİT : Beklenmedik Yolculuk





Sizde benim gibi The Lord of the Rings hayranı iseniz eminim bu filmin gelişi ile büyük bir sevince
kapılmışsınızdır hele bir de bir üçleme olacağını duyunca sevinciniz bir kat daha artmıştır.

Bizi Bilbo Baggins'in geçliğine götüren film Baggins, cüceler ve Gandalf'dan oluşan  grubun fantastik yolculuğunu  anlatıyor..  Film The Lord of the Rings'e kıyasla biraz daha masalsı ve mizahi. Karakterler biraz daha renkli.Zaten Tolkien'in bu kitabı çocuk kitabı olarak yazdığı söyleniyor.Ama bu beni rahatsız etmedi çünkü The Lord of the Rings gibi bir beklentiyle gitmedim ;)




Bana kalırsa Peter Jackson yine iyi iş çıkarmış.  Her ne kadar Tolkien'in  kitaplarını okuyan kişiler filmleri yetersiz bulsa da bence hikaye kadar seyircilere sunulan görsel efekt de önemli ve biz bu konuda oldukça tatmin olduk diyebilirim.

Kısacası Fantastik kurgu sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film. Biz şimdeden 2013 Aralıkta gösterime gireceği söylenen devam filmini iple çekiyoruz..